8 Haziran 2007 Cuma

Masa Gibi Bilgisayar

Microsoft, büyük bir dokunmatik ekrana sahip olan, üzerine konulan bazı nesneleri tanıyabilen, fotoğrafları gösterebilen ve müzik çalabilen masa şeklindeki ‘Surface’ adlı yeni ürününü piyasaya sürdü.

NEW YORK - Microsoft şirketi, sehpa şeklinde tasarladığı dokunma duyarlı ekranla çalışan yeni bilgisayarını basın mensuplarına tanıttı. Şirketin açıklamasında, ‘Surface’ın otel, restoran ve kumarhanelerde kullanılmak üzere tasarlandığı ve fiyatı 5-10 bin dolar olan ekranlı masanın kişisel kullanım için şu an çok pahalı olduğu belirtildi.
Açıklamada, masanın 30 inç boyutundaki ekranının dokunmatik olduğu ve kameraları sayesinde üzerine konulan cep telefonu gibi bazı cisimleri tanıyabildiği ve yüzeyine dokunulduğunda diğer dokunmatik ekranlar gibi üzerine dokunulan tek noktaya değil, tüm noktalara aynı anda tepki verdiği belirtildi.





‘Surface’ın Microsoft’un patronu Bill Gates’in, fare ve klavye yerine bilgisayarların ses, kalem ve dokunmayla yönetilmesi planının önemli bir aşaması olarak kabul edildiği belirtiliyor.


BILL GATES TANITTI
Microsoft bu yeni bilgisayarı öncelikle iş dünyasına pazarlamayı düşünüyor. Oteller, kumarhaneler, telefon satan mağazalar ve lokantalar olası müşteriler arasında görülüyor.





Microsoft yetkilileri, gelecekte her yerde bu tür yüzey-ara yüzlerin kullanılacağını tahmin ettiklerini ve bu ürünle yüzbinlerce otel ve restoranın ilgilenebileceğini söylediler.


‘Surface’ sayesinde bir restoranda tüm menü müşterilere sunulacak ve müşteri istediğini dokunarak, sipariş verebilecek. Masadaki sistem, sipariş hakkında bilgi de verecek.

Örneğin müşteri garsonun getirdiği şarap kadehini masanın üzerine koyduğunda kadehteki barkodu okuyan sistem, şarabın yapıldığı üzüm bağının nerede olduğu hakkında bilgi verip, bağın bulunduğu bölgeden fotoğraflar gösterecek.


EVLERE GİRMESİ ZAMAN ALACAK
Yaklaşık 75 santimetrelik bir ekranı olan Surface başlangıçta 5 ila 10 bin dolar arasında değişen fiyatlarda satılacak. Fakat Microsoft önümüzdeki üç-beş yıl içinde evde şahsi kullanıma hitap eden daha ucuz versiyonlarını da üretmeyi hedefliyor.

Microsoft yöneticisi Steve Ballmer gelecekte salondaki masanın yüzeyinden holdeki aynaya değin uzanan geniş bir eşya yelpazesinde bu teknolojinin kullanılıyor olabileceğini ve bunun milyarlarca dolarlık yeni bir pazar anlamına geldiğini söylüyor.

8 Mayıs 2007 Salı

Nedir Bu Lost !!!

Korkunç bir uçak kazası... Issız bir adaya düşerek kurtulan 48 kazazede... Ve onları bu adada bekleyen daha korkunç bir tehlike... Bu ıssız Güney Pasifik adasında hayatta kalmayı başaran toplumun her kesiminden gelen bu insanlar, sadece adada hayatta kalabilmek için değil, aynı zamanda adanın içinde yaşayan başka şeylerden de kendilerini korumak için birlik olmak zorundalar...
İşte bu konu 2 seneden fazla bir süredir milyonları ekran başına kilitliyor, Peki Lost'un diğerlerinden farkı neydi ki, tüm dünyayı böylesine sarstı. Milyonlarca fanatiği, binlerce tartışma platformunda sayfalarca teorileriyle gizemi çözmeye çalışıyor.

"Dizide uçak kazası ile bir adada mahsur kalan insanların öyküsü anlatılmaktadır. Özellikle her bölümde, bir karakterin geçmişine gidilerek ana senaryo beslenmektedir.Bu adada mahsur kalan 48 kişi arasında değişik karakterler mevcuttur; bir cerrah, bir iletişim subayı, bir rock yıldızı, bir kanun kaçağı, bir inşaat işçisi, bir dolandırıcı, bir milyoner ve daha birçok enteresan özelliğe sahip insan... Bu insanlar, daha adadaki ilk günlerinde adanın mistik güçlere sahip olduğunu farkederler. Uçak kazasında hayatta kalmayı başarmışlardır, ancak asıl hayatta kalma savaşı şimdi başlamaktadır... Adadakiler, hayatta kalmak için birlik olmanın gerekliliğini henüz çözemeden, bazı kişiler arasında kavgalar çıkmaya başlar. Ama sonradan başlarına gelen trajik olaylar, onları birlik olmaya iten bir sebep olur. Çok geçmeden, adada yalnız olmadıklarını anlarlar. Adaya 16 yıl önce gelmiş birilerinin bıraktığı imdat çağrısını duyarlar. Bütün bu trajik olaylara bir de yeraltına açılan gizemli bir kapı da eklenince, adadakiler için hayat iyice zorlaşır..."

Lost severler bölümleri dikkatlice, defalarca tekrar tekrar seyrediyorlar, içindeki gizli kareleri bulup onlara anlam yüklemeye çalışıyorlar, Çünkü dizinin her karesi ayrı bir muamma, Kazazedelerin geçmişleri, kazadan önceki hayatlarındaki kesişmeleri, sürekli hayret uyandırmakta.
4 8 15 16 23 42
Bu sayıları dizi fanatikleri ezbere biliyor. Kahramanlarımızın kaderlerini belirleyen bu sayılar, dizi için bir çok ipucu taşıyor. Lost'un dikkatli izleyicileri ummadık karelerde yakalıyor sayıları

Two for the Road isimli bölümden bir sahne. Ana Lucia’nın geçmişine ait görüntülerden birinde park halindeki polis arabaları gözüküyor. Polis arabalarının tavan numaralarına bakıldığında ise karşımıza yine sırası ile numaralar çıkıyor.

Hurley havaalanında koşuştururken arka planda bir bayan futbol takımı görülüyor. Takım oyuncularının forma numaralarına dikkatlice bakıldığında ise Lost hayranlarını bir süpriz bekliyor.

Kayıp bir adada 6 adet sayı, kayıp ada demişken; bilgisayarınızda imleciniz herhangi biryerdeyken "Alt" tuşuna basılı tutarak meşhur sayılarımızı yazalım, bıraktığımızda karşımıza ASCII kodlarından bir işaret çıkacak." µ " bu işaretin adı "MU" . Hani varya, büyük kayıp ada MU...
İnsanların en sürükleyici duygusu olan "merak", bu dizi sayesinde sürekli canlı tutuluyor. İzleyiciler şifreleri kendi başlarına çözdükçe daha da bağımlı hale geliyorlar. " Lost Teorisyeni " haline gelen izleyiciler. Türlü olaylara gönderme yapan dizinin nasıl sonlanıcağı hakkında büyük tartışmalar içerisine girdiler bile.

Spoilere Dikkat
Dizinin en büyük düşmanlarından biri spoiler. Yani bir bölüm hakkında, daha yayınlanmadan geniş bilgiye sahip olmak. Spoiler takibi önceleri zevkli olabiliyor. Fakat bölümü izlerken heyecanının kaçmasına neden olabiliyor. Örneğin bir bölüm yayınlanmadan önce spoiler bilgi olarak Jack’in öleceğini öğreniyorsunuz. Bölümü izlemeye başladığınız andan itibaren sürekli olarak Jack’in öleceği sahneyi beklediğiniz için dizinin heyecanını kaçırıyor ve dizinin en önemli kısmını bildiğiniz için dizi bittiğinde bu kadarcık mı diyerek diziyi kötülemeye başlıyorsunuz. Eğer ilk günkü heyecanınızı koruyarak diziyi izlemek istiyorsanız spoiler bilgilerden uzak durmalısınız.

29 Nisan 2007 Pazar

Ronaldo de Assis Moreira (Ronaldinho.. )



Gerçek adı; Ronaldo de Assis Moreira ama kimileri Ronaldinho Gaúcho olarak tanıyor ya da bütün Dünya’nın bildiği adıyla sadece Ronaldinho..

Brezilyalı gençlerin %99’unun yaptığı gibi.. Futbolun para kazanmanın ve aile geçindirmenin en önemli yollarından biri olan yeşil sahada herkes Ronaldinho kadar şanslı olamaz ama henüz 14 yaşında ne kadar büyük bir yetenek olduğunu önce ailesine ve ardından da kendisini seyretmeye gelenlere gösteren Ronaldinho, abisinin de yardımıyla Gremio futbol kampında futbol oynamaya başladı.. Ortada resmi kontrat ya da bir anlaşma yoktu ancak kısa sürede ortaya koyduğu performans Brezilya 17 yaş altı milli takımına, U17’ye seçilmesini sağladı..
Mısır’da düzenlenen şampiyonada, U17 takımında adını duyurmayı başaran Ronaldinho turnuvanın en golcü futbolcusu olarak Brezilya’ya geri döndüğünde Gremio tarafından uzatılan sözleşmeye imzasını attı.. 1998’de resmi bir sözleşme ile Gremio formasını taşıyama başlayan Ronaldinho o zamanlar, ailesini ancak geçindirecek kadar para kazanmaya başladı..

PSV mi?.. Manchester United formasıyla vereceği pozun saati mi?..” derken işi bitiren Laporta oldu.. Barcelona 27 milyon Euro karşılığında, Brezilya’nın yakın zamanda Dünya futboluna damgasını vurması beklenen yıldız sambacısı Ronaldinho’yu resmen Katalan devinin renklerine bağladığını 19 Temmuz 2003’de erken saatlerde duyurdu..

2003 – 2004 sezonundan itibaren Ronnie, Avrupa’ya adapte olduğunu hemen göstermeye başladı.. Bunun sebebi belki de Fransızca’ya alışamaması ve İspanyolca’yı çok daha kolay anlaması oldu.. Ya da Barcelona’ya ilk geldiğinde de söylediği gibi “kendimi evime gelmiş gibi hissetim” diyerek evine duyduğu özlemi Barcelona şehrinin gidermesi..



İlk yılında Barca’nın La Liga’yı ikinci sırada tamamlamasını sağladı.. 32 maça ilk 11’de çıktı 15 gol kaydetti.. Samuel Eto'o, Deco, Ludovic Giuly, Lionel Messi ve Henrik Larsson’un da desteğiyle Ronaldinho 2004-2005’de Barcelona’ya 5 yıl aradan sonra 17. şampiyonluğunu kazandırdı..
Mart 2004’de Pele fazla gecikmedi ve Ronaldinho’yu “Yaşayan En İyi Futbolcular” listesine aldı.. 20 Aralık 2004’de Arsenal'den Thierry Henry ve Milan'dan Andriy Shevchenko’yu sollayan Ronaldinho FIFA tarafından Dünya’da Yılın Futbolcusu seçildi.. Ronaldinho’yu bu ödüle 157 ulusal takım teknik direktörü ve 145 ulusal takım kaptanı layık gördü..

29 Haziran 2005’de milli takım ile kazandığı 2. Konfederasyon Kupası’nda Ronaldinho’nun payı çok büyük oldu.. İlk kupada en golcü futbolcu olan Ronnie ikincisinde de yapacağını yaptı ve finalde Arjantin’i 4-1’le deviren sambacılarda 47’de golün adı oldu.. UEFA, 2004 – 2005 Şampiyonlar Ligi’nde sergilediği performansın ardından O’nu Devler Ligi’nin en iyi golcüsü seçti.. Dünya’nın en prestijli ödüllerinden birini daha yakın geçmişte müzesine götüren Ronaldinho 2005’in Ballon D'Or ödülüne layık görüldü..

Kazandığı finallerin ardından mutlaka bir çalgı bulan ve hem çalıp hem de dans eden Ronaldinho kısa süre önce Katalan devi Barcelona ile nikah tazeledi ve değeri tam 150.000.000 euro..

26 Nisan 2007 Perşembe

wii !!

Wii, Nintendo'nun devrim yaratacak yeni oyun konsolu. Nintendo, "Wii" ismini verdiği bu oyun makinasıyla herkesi kaç yaşında olursa olsun etkileyebilecek, yakalayabilecek hatta oyun oynamaya başlatacak bir yasam tarzi yaratiyor. Nintendo Wii'nin devrim yaratan özelliği ise "Wii Remote" adi verilen oyun kumandasinda gizli. Gelişmiş bir 3 boyutlu hareket algilayıcı olan kumanda ile oyunlardaki aksiyonları birebir kendiniz yapıyor olacaksınız. Oyun kumandanız bir tenis raketi, bowling sopası, samuray kılıcı ya da bir direksiyon yerine geçebiliyor. Düşünün, arkadaşlarınızla 4 kişilik bir tenis maçı yapacaksınız. Herkes kumandaları elinde ayakta ekranın karşısına geçiyor. Kolunuzu havada sallayarak ekrandaki karakterinize servis attırıyorsunuz. Arkadaşınız hafif yana eğilip elindeki raketle yani kumandayla servisinizi karşıliyor ve maç başlıyor. Nintendo Wii oynarken gerçek anlamda kimse yerinde duramayacak. Oyunu bizzat yasayacaksiniz. Olanaklariniz sinirsiz. Oyun konsolu siparisinizle birlikte gelen "Wii Sports" adlı hediye oyunun içinde ise 5 farklı spor oyunu bulunuyor. Tenis, Beyzbol, Boks, Bowling ve Golf.
TASARIM
Kompakt tasarımıyla herhangi bir televizyon sistemine çok rahat kurulabilen Wii Oyun Konsolu beyaz ve tek renk tasarımda satışa sunulmakta. Oyun konsolu hem yatay hem de stand aparatıyla dikey konumda yerleştirilebilmekte.
BOYUT
Wii Konsolu 21,60 cm uzunluğa, 15,24 cm genişliğe ve sadece 5,08 cm kalınlığa sahip. Konsol kalınlık itibariyle yaklaşık olarak üstüste konulmuş 3 adet DVD kutusuyla aynı değere sahip.

NETWORK
Wii Konsolu internet ile IEEE 802.11 protokolü ya da USB 2.0 Lan Adaptörü aracılığıyla bağlanabiliyor. Wii aynı zamanda Nintendo DS’iniz ile de kablosuz olarak iletişime geçebiliyor. Wii Oyun Konsolu kapalı olduğu zaman bile internet ile iletişimini sürdürebilmekte. WiiConnect24 servisi ile siz oyun oynamıyorken bile oyunlarınız ile ilgili güncellemeler yapabilir, size yeni bir sürpriz iletebilir.
GAMECUBE UYUMLULUĞU
Wii, daha önce Nintendo Game Cube sistemi için tasarlanmış olan tüm oyunları sorunsuz çalıştırabilmektedir. Bu oyunlarda kullanmak üzere oyun kumandaları için 4 adet port ve 2 adet hafıza kartı slotu yeralmaktadır.
TEKNİK ÖZELLİKLER
512 MB Dahili Flash Memory - SD Memory Card girişi ile upgrade imkanı
2 adet USB 2.0 girişi
AV Multi-output port - component, composite or S-video Dahili Wi-Fi özelliği
CPU: IBM tarafından üretilen PowerPC CPU (Broadway)
ATI Grafik İşlemci
4 adet port (Nintendo Game Cube oyun kumandaları kullanımı için)
2 adet slot (Nintendo Gamecube Memory Card kullanımı için)
Oyun Kumandaları Aynı anda 4 adet oyun kumandası 10 metre menzil ile kablosuz olarak kullanılabilmektedir. Oyun kumandası birbirine bağlanan “Wii Remote” ve “Nunchuk” adı verilen 2 ayrı parçadan oluşmakta. Her 2 kumanda da “3 eksenli Hareket Sensörü” özelliği bulunuyor.
Wii Remote Controller
Konsol oyunlarının tüm yaş ve yetenekteki insanlar tarafından kolayca oynanabilmesi amacıyla Nintendo, davetkar olduğu kadar gelişmiş bir oyun kumandası yarattı: Wii Remote !..
Standart bir uzaktan kumanda büyüklüğündeki Wii Remote, ancak oyun tasarımcısının hayalgücüyle sınırlanabilecek, çok fonksiyonlu bir cihaz. Bir tenis oyununda kol hareketinizi algılayan ve oyuna yansıtan bir raket olabilirken bir araba yarışı oyununda direksiyonunuz yerine geçebiliyor. Wii Remote kullanım şekilleri her oyunda bambaşka bir şekilde karşımıza çıkıyor.
Kablosuz çalışan Wii Remote, Bluetooth teknolojisini kullanarak en fazla 10 metre uzağında bulunduğunuz oyun konsoluna hareketlerinizi birebir iletebiliyor.
Hareket sensörünün yanısıra Wii Remote üzerinde dahili bir mini hoparlör, titreşim özelliği ve “Nunchuk” aparatı gibi cihazların kullanımı için bir genişleme portu bulunuyor.
Nunchuk
Oyuncunun eline uygun oturması amacıyla ergonomik bir tasarıma sahip olan “Nunchuk”, oyuncuların ihtiyaçlarının giderilmesinde oyun kumandası kavramını bir adım öteye taşıyor. Wii Remote üzerindeki genişleme portuna takılı olarak kullanılıyor.
Nunchuk kumandası Wii Remote’un sahip olduğuyla aynı özellikte bir hareket-algılama teknolojisi ile çalışıyor, bunun yanında üzerinde temel anlamda karakter hareketlerini asiste etmek amacıyla bir “analog stick” bulunuyor. Çoğu oyunda ekrandaki karakter “Nunchuk” ile hareket ettiriliyor, “Wii Remote” ile ise pas vermek, topa vurmak ya da hedef almak gibi spesifik aksiyonlar yapılabiliyor.

Hillary Duff

Hilary Duff(d. 28 Eylül 1987,Houston-Teksas ), Lizzie McGuire adlı televizyon dizisiyle kendisine ün sağladı.Bu dizideki aldığı başrol sayesinde yapımcıların dikkatini çekti ve bunun ardından birçok filmde rol aldı.Bu filmlerin başında, Lizzie McGuire(film-2003), Bir Külkedisi Masalı(2004),Cheaper by Dozen(2003) gelmektedir.Duff,kariyerini yalnızca sinema ve televizyonla sınırlamadı ve kariyerini pop müziğe girerek geliştirdi. Duff, ilk olarak Brooke McClymont'un bir şarkısı olan "I can't wait" i tekrar düzenledi ve bu Lizzie McGuire 'in film müzikleri albümünde yerini aldı. İlk albümü Santa Claus Lane (2002), Noel şarkılarından oluşuyordu.Bu albümde ona Christina Millian ,Lil'Romeo, ve ablası Haylie Duff gibi isimler eşlik etti.Ardından çıkardığı "Tell Me A Story" adlı single'ı billboard listelerinde en üst sıralarda kendine yer bulmasını sağladı.Sonucunda da ,altın sertifika adı verilen ödülle onurlandırıldı.Bunlardan başka ,Santa Clause isimli filmin ,film müzikleri albümünde bir çok şarkıyı seslendirdi.Yine Lizzie McGuire filminin , film müziği albümünden "Why Not" adlı şarkı Avustralya müzik listelerinde haftalarca üst sıralarda yer aldı. Duff'ın ikinci stüdyo albümü Metamorphosis(2003), ABD'de ve 'Kanada' da çok tutuldu ve sadece bu iki ülkede 3.7 milyon adet sattı. Bu rakamla ABD'de 2004'ün en çok satan albümleri arasına girdi.Albümün ilk çıkan single ı "So Yesterday" oldu ve çıkmasıyla birlikte hemen bir çok ülkedeki müzik listelerinde ,zirveye yerleşti. Aynı yıl Duff ,Dünya Müzik Ödülleri'nin "En iyi Kadın Şarkıcı " kategorisinde ödül aldı.Ayrıca, yine 2004'te Çocukların En Sevdiği Kadın Şarkıcı " ödülüne de layık görüldü.

Hilary Duff, kendi ismini taşıyan 2004 yılı albümünü Eylül ayında ,hatta kendisinin 17. doğum gününde çıkardı.Bu albümde kendi şarkı sözlerine de yer verdi.Duff ,bu albümün Metamorphosis albümüne göre daha sert bir albüm olduğunu belirtti.Bu albüm ABD'de 2. sıraya ,Kanada'da ise zirveye kadar yükseldi.Albüm ABD'de 2 senede 1.5 milyon sattı.Albümden çıkan ilk single "Fly" ABD'de popüler bir video olmasına karşın ;listelerde iyi yerlere gelemedi.Aynı şekilde Avustralya listelerinde de ancak ilk 50'ye girebildi.Bunu nedeni de albümün dinleyiciler tarafından "Metamorphosis" kadar başarılı bulunmamasıydı. Bunun üzerine Duff, Most Wanted turnesine 9 ay kadar daha devam etti.
Hilary Duff'ın dördüncü albümü "Most Wanted" (2005) ,önceki albümlerden seçilen dört şarkıdan,remikslerden ve Muse ,The Killers gibi grupların şarkılarından esinlenip oluşturulan dört yeni şarkıdan oluşmaktadır.Duff ,ısrarla bu albümün en iyiler(best of) albümü olmadığını, yeni bir ürün olduğunu söylemiştir..
Dignity adlı yeni albümün önce 2007 Şubat'ında çıkacağı açıklandı.Fakat daha sonra , kendisinin oynadığı "Brand Hauser " filminin kontratına bağlı olduğu için albüm çıkış tarihi bu Nisan ayına ertelendi. Bunula beraber bu albümün ilk single'ı "Play With Fire" 2006 yılının Ağustos ayında ABD'deki radyolarda çalınmaya başlandı. Yıldız, "Tam olarak ne yaptığımızı nasıl açıklarım bilmiyorum ama bu albümün öncekilerden daha farklı daha eğlenceli ve hareketli olduğunu söyleyebilirim.Tüm bunlar benim için de yeni şeyler ve bundan büyük keyif alıyorum."diyor; Ayrıca bu albümün pop ve rock müzik türünden daha çok elektronik tarzda olduğunu da sözlerine ekliyor.İkinci single'ı "With Love" olan albümün yapımcı şirketi bu albümden en az beş single çıkarmayı düşünmekte...
Albümleri:
Metamorphosis 2003
Hilary Duff 2004
Most Wanted 2005
Dignity 2007

25 Nisan 2007 Çarşamba

Aydınlatma Tasarımları


SOCIAL Hollywood Restaurant and Private Club
SOCIAL Hollywood Restaurant and Private Club
The Rectangular Waterfall

Japonlar'ın büyük yılanı, Orochi